Rabıta nedir, şirk midir?

0 1327

Soru: Rabıta nedir, şirk midir?

Cevap:   Kelime anlamı olarak rabıta: bağ, bağlantı, bağlamak, düşmanla karşılaşmaya hazır olmak anlamına gelir. Yine Kur’an-ı Kerim ve hadisi şeriflerde aynı anlama yakın olarak kullanılan ribat; ip, bağ, sağlam yapı, kervan saray, ülke sınırı ve sınırda nöbet beklemek manalarına gelir.
Terim olarak ribat şöyle tarif edilmiştir: Müslümanları kafirlere karşı korumak için sınırda beklemektir. Sınır ise halkının düşmandan korkusu olan her yerdir. Ribat “ribatul-hayl ( at bağlamak)” dan gelmektedir. Süvarilerin atlarını bağlayıp nöbet tutmaları olayından adını alan ribat, sınırda at bulunsun bulunmasın nöbet tutmak için oturulmuş mekanların adı olmuştur. “(İbn kudame-El muğni 8. Cilt, 356 s.)”
Kur’an-ı Kerimde “savaş için bağlanıp beklenen atlar” (En fal suresi 60) ve “sınırda düşmana karşı nöbet tutun” (Ali İmran suresi 200) şeklinde geçen bu kelime ve türevleri hadisi şeriflerde de yakın manalarda kullanılmıştır.
Ancak sonraki dönemlerde tarikatlar bu kavramı yozlaştırmış ve Kur’an ve sünnette olmayan değişik anlamlar yüklemişlerdir. Öyle ki günümüzde neredeyse bir ibadet gibi algılanmasına sebep olmuştur. Oysa kendilerinin anlamış oldukları şekilde rabıtanın Kur’an ve sünnette ismi geçmediği gibi, uygulamasına da rastlanmamıştır. İleri sürdükleri deliller ise savundukları rabıtaya delil olmayacak derecede umumi yorumlanmaya açık olan ayet ve hadislerdir:
1, Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah dan sakının ve doğru sözlülerle beraber olun” (Tevbe suresi 119)
2, Allah-u Teala şöyle buyuruyor: “Ey iman edenler! Allah dan korkun, O’na vesileler arayın ve Allah yolunda cihat edin ki kurtuluşa eresiniz” (Maide suresi 35)
Görüldüğü gibi bu deliller ve hadisi şeriflerde bu manada gelen umumi deliller aslında rabıtaya değil doğruluğa, Allah’dan korkmaya ve cihada teşvik etmektedir.
Tarikat ehlinden nakledilen bazı rabıta tarifleri de aslında kendilerinin sunmuş oldukları ayet ve hadisleri yanlış anlamadıklarını ve tahrif ettiklerini göstermektedir. Halid Bağdadi şöyle demiştir: “Tarikatta rabıta: “Müridin Allah’da fani olmuş bulunan şeyhinin şeklini hayalinde sürekli canlandırmasıyla onun ruhaniyetinden yardım istemesidir.” ( Risaletun fi tahkiki rabıta )
Rasulullah sllallahu aleyhi ve sellem‘in ve Raşit halifelerinin uygulamasında olmayan ve uygulama itibariyle bir ibadet yerine konan bu amelin İslam’da yeri yoktur. Tarikatların anladığı şekliyle rabıta tamamen umumi delillerin saptırılması neticesinde İslam’danmış gibi gösterilmiştir. Bununla birlikte rabıta yapmak kişiyi dinden çıkartan bir şirk değil; büyük bir günah, bidat ve küçük şirktir.



İmam Buhârî Vakfı İlim Komisyonu

YORUM YOK

Bir yanıt bırak